Denizde Her Gece Yaşanan Büyük Göç: Derinden Yüzeye
Karanlık çökünce sayısız deniz canlısı derinlerden yüzeye çıkar, sabaha karşı geri iner. Bu gece göçünün nedenleri ve denizdeki etkileri.
Selin Aydıner 4 dk
Karanlık çöktüğünde denizin yüzeyi durulmuş gibi görünür, oysa suyun altında günün en kalabalık hareketi tam o saatlerde başlar. Gündüz boyunca yüzlerce metre derinde, ışığın neredeyse hiç ulaşmadığı katmanlarda bekleyen sayısız küçük canlı, güneş battıktan sonra yukarı doğru yola çıkar. Sabaha karşı ise aynı yol tersine yürünür ve derinlik yeniden dolar. Bu gidiş geliş, gezegendeki en yaygın toplu hareketlerden biri sayılır ve her gece, her okyanusta yeniden tekrarlanır.
Gündüz saklanmak, gece beslenmek
Bu hareketin temelinde basit bir denge vardır: yemek yüzeydedir, tehlike de yüzeydedir. Deniz bitkilerinin ve tek hücreli yosunların çoğu, güneş ışığına ihtiyaç duydukları için üst katmanlarda yaşar. Onlarla beslenen küçük canlılar da mecburen yukarıya çıkmak zorundadır. Ancak aydınlık suda avlanan balıklar için küçük bir gövde, uzaktan seçilen bir hedef demektir. Karanlık, bu görünürlüğü ortadan kaldırır ve beslenmeyi görece güvenli hale getirir.
Işık bir işaret gibi okunur
Yukarı çıkışı başlatan şey saatin kendisi değil, ışığın azalmasıdır. Suyun üst katmanındaki aydınlık belli bir eşiğin altına indiğinde hareket başlar; hava bulutluysa veya ay yeterince parlaksa yükseliş daha yavaş, daha sığ ya da daha geç olabilir. Dolunaylı gecelerde bazı canlıların yüzeye hiç çıkmadığı, birkaç metre aşağıda durduğu bilinir. Yani karanlığın derecesi, bu göçün mesafesini doğrudan belirleyen bir ayar düğmesi gibi çalışır.
Yolculuğa çıkanların çoğu gözle zor görülecek boyuttadır. Küçük kabuklular, kürek ayaklılar, karides benzeri canlılar, çeşitli larvalar ve jelatinimsi organizmalar bu kalabalığın büyük bölümünü oluşturur. Bunların ardından, onları izleyen küçük balıklar gelir. Daha yukarıda ise bu balıkları bekleyen daha büyük avcılar vardır. Böylece tek bir yükseliş, üst üste binmiş birkaç katmanı birden harekete geçirir ve gece boyunca sürecek bir beslenme zinciri kurar.
Küçük bir gövde için uzun bir yol
Mesafe, canlının boyuna göre düşünüldüğünde şaşırtıcıdır. Birkaç milimetrelik bir kabuklunun her gece yüzlerce metre yukarı çıkıp aynı yolu geri inmesi, kendi uzunluğunun on binlerce katı bir yol demektir. Bu iş kas gücüyle, yüzme keseleriyle ya da vücut yoğunluğunu değiştirerek yapılır. Enerji açısından pahalı bir tercihtir; buna rağmen sürdürülmesi, avcıdan kaçınmanın canlı için ne kadar belirleyici olduğunu gösterir.
Karanlıkta görünmemenin yolları
Yukarı çıkan canlıların bir kısmı saydam gövdeye sahiptir; ışığı içinden geçirdikleri için suyun arasında kaybolurlar. Bir kısmı ise kendi ışığını üretir. Bu ışık, karnın alt yüzeyinden yayıldığında yukarıdan gelen soluk aydınlığa karışır ve alttan bakan bir avcının gövdeyi gölge olarak seçmesini zorlaştırır. Aynı ışık zaman zaman şaşırtma amacıyla da kullanılır: ani bir parlama, avcının yönünü kaybetmesine yetebilir.
Bu düzenin sonuçları yalnızca beslenmeyle sınırlı değildir. Yüzeyde beslenip derine inen canlılar, aldıkları maddeyi aşağıya taşır ve orada bırakır. Böylece üst katmandan derinliğe doğru sürekli bir aktarım gerçekleşir. Deniz derinliklerinde ışığın hiç ulaşmadığı bölgelerde yaşayan canlıların önemli bir bölümü, yukarıdan inen bu malzemeyle geçinir. Yani gece göçü, denizin katmanları arasında kurulmuş bir taşıma bandı gibi işler.
Bir gecede kaç kez tekrarlanır
Her canlı aynı derinliğe çıkmaz ve aynı saatte inmez. Bazı türler alacakaranlıkta yükselip gece yarısı kısmen aşağı iner, sabaha karşı yeniden yukarı gelir ve ancak gün ışıdıktan sonra tamamen derine döner. Bu kademeli yapı, yüzeyin gece boyunca hiç boş kalmamasını sağlar. Kıyıya yakın sığ sularda ise mesafe doğal olarak kısalır; hareket bazen birkaç metreyle sınırlı kalır ama yönü aynıdır.
Mevsimler ve bölgeler arasındaki farklar
Gecenin uzunluğu değiştikçe göçün süresi de değişir. Kutuplara yakın bölgelerde yazın karanlık neredeyse yok olur ve hareket zayıflar; kışın uzun karanlık dönemde ise farklı bir düzene geçilir. Ekvatora yakın sularda gece ve gündüz dengeli olduğu için ritim yıl boyunca daha istikrarlıdır. Suyun sıcaklığı, oksijen miktarı ve akıntılar da canlıların ne kadar yukarı çıkabileceğini sınırlayan etkenler arasındadır.
Bu göç uzun süre fark edilmedi; ilk işaretler, sonar cihazlarının gece yükselip gündüz alçalan yalancı bir "deniz tabanı" göstermesiyle ortaya çıktı. Aslında görülen şey tabana benzeyen yoğun bir canlı katmanıydı. Bugün bu katmanın hareketi, denizin nasıl işlediğini anlamanın temel parçalarından biri kabul ediliyor.
Kıyıda durup karanlık suya baktığınızda sessiz ve durağan bir yüzey görürsünüz. Altında ise saatlerce süren, milyarlarca canlının katıldığı, her akşam yeniden başlayan bir yolculuk vardır. Gecenin denizde ne kadar hareketli geçtiğini bilmek, o sessizliğe bambaşka bir gözle bakmayı sağlar.