İçeriğe geç
Trabzon Merkez

Gündelik akışa merak, burçlara farklı pencereler

Hayvanlar

Develer Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler: Hörgüçte Su Yoktur

Deve hörgücünde su taşımaz, vücut ısısının yükselmesine izin verir ve nefesindeki suyu burnunda geri kazanır. Çölün en donanımlı hayvanının biyolojik mühendisliği.

Selin Aydıner 4 dk

Deve, çöl denince akla gelen ilk hayvan; ama hakkında bilinenlerin önemli bir kısmı yanlış. Hörgücünde su taşımaz. Susuzluğa dayanması sadece depolama meselesi değildir. Sıcakta ter dökmemesi de bir tesadüf değil, ölçülü bir hesabın sonucudur. Deve, aşırı koşullarda hayatta kalmak için birbirinden bağımsız pek çok çözümü aynı bedende birleştirmiş, olağanüstü bir biyolojik mühendislik örneğidir.

Devenin stratejisi özünde bir depolama stratejisidir: kıtlık gelmeden önce biriktir, kıtlık geldiğinde kontrollü harca. İnsanlarda aynı içgüdü çoğu zaman ölçüsüne kaçar ve evi doldurur; bu eğilimin ne kadar güçlü olduğunu ölçmek isteyenler için eşya biriktirme eğilimi testi ilginç bir ayna sunuyor. Devede ise depolama son derece disiplinlidir; nedenine bakalım.

Hörgüçte su değil yağ vardır

En yaygın yanlış inanış budur. Hörgüç, yoğun bir yağ dokusu deposudur. Bu yağ, besin bulunamadığı dönemlerde enerji kaynağı olarak kullanılır. İyi beslenmiş bir devenin hörgücü dik ve doludur; uzun bir yolculuk ya da kıtlık sonrasında yana devrilip sarkabilir.

Yağın enerji dışında bir faydası daha vardır: vücut yağının tek bir noktada toplanması, geri kalan bedenin ısı atmasını kolaylaştırır. Yağ tabakası bir yalıtkandır; her tarafa yayılmış olsaydı hayvan sıcağı çok daha zor atardı. Yani hörgüç, aynı zamanda bir soğutma tasarımıdır.

Vücut ısısını gün içinde yükselmeye bırakır

Memelilerin çoğu vücut ısısını dar bir aralıkta tutar. Deve bunu yapmaz. Gece serinliğinde vücut ısısı belirgin biçimde düşer, gündüz ise birkaç derece yükselmesine izin verir. Bu basit gibi görünen esneklik, muazzam bir su tasarrufu sağlar.

Mantık şudur: vücudu serinletmenin yolu terlemektir, terlemenin bedeli ise sudur. Isının yükselmesine izin veren bir hayvan, terlemeye çok daha geç başlar. Gün boyunca depoladığı fazla ısıyı ise gece soğuk havaya bedava verir. Böylece günde litrelerce su kurtarılmış olur.

Burun, nefesle kaçan suyu geri alır

Solunum, fark edilmeyen ama sürekli işleyen bir su kaybı yoludur. Deve burnunda son derece kıvrımlı ve geniş yüzeyli yapılar bulunur. Bu yüzeyler gece boyunca soğur; nefes verirken çıkan nemli ve sıcak hava bu soğuk yüzeylerden geçerken yoğunlaşır ve suyun önemli bir kısmı geri kazanılır. Nefes alırken ise aynı yüzey kuruyup soğuyarak süreci yeniden hazırlar.

Kan hücrelerinin oval biçimi

Memeli alyuvarları genellikle disk biçimindedir. Devede ise oval bir yapı görülür ve bunun iki önemli sonucu vardır. Birincisi, ciddi su kaybında kan yoğunlaştığında bu hücreler akışkanlığını korur ve dolaşım tıkanmaz. İkincisi, hayvan bir su kaynağına ulaşıp kısa sürede çok miktarda su içtiğinde hücreler patlamadan büyük ölçüde şişebilir.

Bir deve, uzun bir susuzluk döneminin ardından tek seferde yüz litreyi aşan miktarda su içebilir. Bu, çoğu memelide ölümcül olacak bir hacimdir; devede birkaç dakikada tamamlanan sıradan bir işlemdir.

Su kaybına inanılmaz toleransı

İnsan, vücut suyunun yaklaşık yüzde onunu kaybettiğinde ciddi tehlikeye girer. Deve, vücut ağırlığının dörtte birine yaklaşan su kaybını atlatabilir. Bunu mümkün kılan şey, kaybedilen suyun büyük ölçüde dokulardan çekilmesi ve kan hacminin korunmasıdır. Kan hacmi korunduğu sürece dolaşım ve ısı taşıma sistemi çalışmaya devam eder.

Böbrekler ve sindirim sistemi de tasarruf yapar

Deve idrarı son derece yoğundur; böbrekler suyu olabildiğince geri emer. Dışkı ise neredeyse kuru çıkar. Geleneksel olarak çöl topluluklarının deve gübresini doğrudan yakıt olarak kullanabilmesinin nedeni budur. Sindirim sisteminde besinin uzun süre kalması, hem sert bitkilerden azami verim alınmasını hem de sıvının geri kazanılmasını sağlar.

Dikenli bitkileri yiyebilen bir ağız

Çölde bulunan bitki örtüsünün büyük kısmı dikenlidir. Devenin ağız içi, kalın ve konik çıkıntılarla kaplıdır. Bu yapılar, dikenli dalları zarar görmeden çiğnemesini ve besini gırtlağa doğru yönlendirmesini sağlar. Böylece başka otçulların dokunamadığı bir besin kaynağı ona kalır.

Kum fırtınasına karşı donanım

Deve gözü çift sıralı uzun kirpiklerle korunur. Ayrıca üçüncü bir göz kapağı vardır; ince ve yarı saydam olan bu zar, göz üzerinde bir silecek gibi hareket ederek kumu temizler, hayvan bu sırada bulanık da olsa görmeye devam eder. Burun delikleri istemli olarak kapatılabilir. Ayak tabanındaki geniş ve yastıklı yapı ise ağırlığı yayarak kuma gömülmeyi engeller.

Soğuğa da dayanıklıdırlar

Deveyi yalnızca sıcakla ilişkilendirmek yanıltıcıdır. Çöllerde geceler çok soğuk geçer ve Orta Asya bozkırlarında yaşayan çift hörgüçlü türler, sert kışlarda uzun yıllar boyunca yaşamıştır. Bu hayvanlar kışın kalın bir tüy örtüsü geliştirir, yazın ise bu örtüyü büyük parçalar hâlinde döker. Yani deve, dar bir iklim uzmanı değil, geniş bir dalgalanma uzmanıdır.

Şaşırtıcı bir kalıntı: kökeni Kuzey Amerika

Fosil kayıtları, deve ailesinin Kuzey Amerika'da ortaya çıktığını gösteriyor. Bir kol Bering üzerinden Asya'ya geçip bugünkü develeri oluşturdu; başka bir kol güneye inip Güney Amerika'daki lama ve alpaka gibi türleri doğurdu. Kıtadaki asıl soy ise sonradan yok oldu. Yani çölün simgesi olan hayvanın ataları, buzul çağı ormanlarında dolaşıyordu.

Devenin bütün bu özellikleri tek bir ilke etrafında toplanıyor: kaynağı doğru zamanda depola, harcamayı sonuna kadar ertele ve kaybı en aza indir. Çölde hayatta kalmanın sırrı güçlü olmak değil, ölçülü olmakmış.